"freedom is just another word for nothing have to lose" Janis'in bu lafları günlerdir aklımdan çıkmıyor, Deniz'le yazmanın iyileştiriciliği ve insanın düşüncelerini sistematik bir hale getirmesi üzerine konuştuğumuzdan beri yıllardır yazmakla yazmamak arasında gidip geldiğim bu mecrayı daha aktif kullanmaya karar verdim. Bir şarkı sözünden binlerce düşünceye zıplayıp, düşlüncelerimi toparlayamamak da etkili oldu bu kararda. Korkum yok değil, çünkü çok uzun süredir kitap okumuyorum, cahilliğim aldı başını gidiyor. Bu sebeple manalı bir kompozisyon oluşturma gibi konularda benim için büyük insanlık için küçük kaygılarım var. Fakat şahsi cahiliye devrimde, otobiyografik bir roman olsa 4 chapter edecek kadar çok şey yaşadım denebilir. "Özet geçmek gerekirse" şeklinde başlayıp özet geçemediğimi farkettim. Ama şunu söyleyebilirim; 27 yaş çok çetin geçti. Yapanlar neden overdose yapmış anladım. Bu virajı keskin ama sağlam aldım diyebilirim. Yaşananlardan dolayı bi...
Geçen sene bu zamanlar çok mutsuzdum. o kadar çok ağlıyordum ki her gün gözüm sürekli enfeksiyon kapıyordu. tabii bunda, o sırada yeni tanı konulan majör depresyonumun, birlikte olduğum insanın narsist abuselarının ve günden güne kötüleşen panik ataklarımın neden olduğu bağışıklık düşüklüğü de oldukça etkili. yemek yiyemiyor sürekli kilo veriyordum. bunun bir nedeni de yine birlikte olduğum kişinin bana "balık etli" demesiydi. kendimi o kadar işe yaramaz, şımarık, itici ve şişman (ve daha bir sürü şey) hissettirmişti ki abuserım, sürekli hastalanmamı da fiziksel olarak yetersiz bir insan olmama bağlıyordum. Kendisi sağolsun ordan burdan topladığı STDlerle beni hastanelik edip, yumurtalıklarımdan başlamak suretiyle tüm bedenimi (literally tüm bedenimi; yumurtalık, akciğer, karaciğer,böbrek ve kalp) enfekte edip, beni ölüme yaklaştırıp, bir hastane odasında yapayalzıken "kimse neyim var bilmiyor, vücudum sürekli şişiyor, sürekli ateşim var, he...
nereye dönmek istiyorsun ki?
YanıtlaSil