"freedom is just another word for nothing have to lose" Janis'in bu lafları günlerdir aklımdan çıkmıyor, Deniz'le yazmanın iyileştiriciliği ve insanın düşüncelerini sistematik bir hale getirmesi üzerine konuştuğumuzdan beri yıllardır yazmakla yazmamak arasında gidip geldiğim bu mecrayı daha aktif kullanmaya karar verdim. Bir şarkı sözünden binlerce düşünceye zıplayıp, düşlüncelerimi toparlayamamak da etkili oldu bu kararda. Korkum yok değil, çünkü çok uzun süredir kitap okumuyorum, cahilliğim aldı başını gidiyor. Bu sebeple manalı bir kompozisyon oluşturma gibi konularda benim için büyük insanlık için küçük kaygılarım var. Fakat şahsi cahiliye devrimde, otobiyografik bir roman olsa 4 chapter edecek kadar çok şey yaşadım denebilir. "Özet geçmek gerekirse" şeklinde başlayıp özet geçemediğimi farkettim. Ama şunu söyleyebilirim; 27 yaş çok çetin geçti. Yapanlar neden overdose yapmış anladım. Bu virajı keskin ama sağlam aldım diyebilirim. Yaşananlardan dolayı bi...
İnsanın kendinden dahi sıkılacak kadar sıkılgan olması patalojik midir sorusunun yanıtını terapistime sorduğumda nazik bir dille evet dedi. Her şey ama her şey, değişmeyip sabit kaldığında bana gelen lütfen şu an öleyim çünkü yaşayacak bir şey kalmadı hissiyle yaşamaya devam edeli almost 30 yıl oluyor. Geriye dönüp baktığımda yaşanacak yeni şeylerin karşıma çıkma frekansı düşse de varlığı konusunda şüphem yok. Amma ve lakin yaşlandıkça karşılaşılan yeni şeyler pozitif olmaktan çok negatif oluyor ve bu da benim 18 yaşında 29 yaşımdan daha zeki olduğum hipotezimi destekliyor. Çünkü 18 yaşımda bana kaç yaşına kadar yaşamak istiyorsun diye sorduklarında "35, çünkü ondan sonrası yokuş aşağı gibi duruyor" demiştim. 30uma yaklaştığım bu günlerde bunun çok yerinde bi tahmin olduğunu söyleyebilirim. Şu an 40 diyorum. Romantik ilişkiler için de, hayat nezdinde söylediklerimin benzerini söylüyordum eskiden. En sıkıntılı ve can yakan meselem her zaman romantik ilişkilerim olmuştu. Uzun...
nereye dönmek istiyorsun ki?
YanıtlaSil